Gündem

Akşener: “Türkiye’nin bu sistemden kurtulması gerekiyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Karar TV’de gazeteci Taha Akyol ve Elif Çakır’ın Gündem Özel programına konuk oldu. İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, gündemdeki konular hakkında açıklamalar yaptı.

İYİ Parti lideri Meral Akşener’in açıklamalarından öne çıkan satır başları şöyle;

“AKILDAN, GERÇEKLİKTEN UZAK, SAHSİ, KİŞİSEL, BİPOLAR BİR DIŞ POLİTİKA ANLAYIŞI VAR”

Türkiye’de görev yapan bir büyükelçinin, Türkiye’nin iç işlerine karışır gibi eylemlerden uzak durması gerekir. Osman Kavala gibi üzerinden yürüyen bir tartışma oldu. AİHM’nin kararlarına uyacağınıza dair bir imza atmışsınız. Erdoğan dedi ki; “Dışişleri Bakanlığı’na talimat verdim istenmeyen insan ilan edeceğiz” dedi. Bugün ne günlerden ne? Pazartesi. Bu arada bizim muhalefet olarak hiçbir şeyden haberimiz yok. ABD Büyükelçiliği’nin başlattığı arkasından diğer büyükelçilerin de katıldığı 41. maddeye vurgu süreci başladı. Türkiye’nin dış politikasının üzgünüm maalesef böyle zikzaklı olması kabul edilemez. Gereğini yaparsınız. ‘’Vururum, taş atarım’’ gibi ilan ede ede dış politika olmaz. Şahsım devletinin, tek adam rejiminin, partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin getirdiği bir durum. Kendi üzerimden bir örnek vereyim. Ekim 2016’dan bu yana hakkımda bir mahkeme var. Benim ifadem alınmadı. Kendilerine göre kafamın üzerinde bir kılıç sallıyorlar. 6 senedir bir soruşturma devam eder mi? Hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına bu sığar mı? Dış politikada bir ciddiyet olur. Akıldan uzak, gerçeklikten uzak, şahsi, kişisel, bipolar bir dış politika anlayışı var. Hem iç hem de ciddi bir devlet krizi olduğuna inanıyorum.

“TÜRKİYE’Yİ 13.5 MİLYAR DOLARLIK ZARARA SOKTULAR”

S400’leri dekoratif bir malzeme olarak aldık. 2,5 milyar dolar ödedik. Muhtemelen Putin’e haraç ödedik. Hangi müzede sergileyeceğimize Erdoğan karar verecek. F35’lerin üretiminde biz vardık. Sonuç itibariyle oradan çıktık. 13,5 milyar dolarlık bir zarara sebep oldu. Batıyla olan ilişkilerimizde şüphe oldu. Putin’in emrine girdik gibi görülüyor.

1 akılcı, aklın merkezde olduğu bir dış politika bakış açımız var. 2 devlet ciddiyetinin ön planda olduğu bir bakış açısı ayrıca Avrupa Birliği’ne üyelik üzerinden bir bakış açımız var bizim. Pek çok sistemde de Batı’nın ortağıyız biz. Erdoğan, ülkenin şahsi malı olduğuna inanıyor. Bu vahim. Benim itibarımın, Türkiye’nin itibarının üzerinde olmadığı bir bakış açımız var. Biz bütün komşuluk ilişkilerimizi ekonomik coğrafya olarak değerlendiriyoruz. Başka ülkelerin içişlerine karışmama, oradaki siyasi sistemlerin tarafı olmama gibi… Türkiye, Mısır’da taraf oldu. Yakın ve uzak komşularımızla bütün ülkelerle ilişkimizde ekonomik coğrafya tarifimiz var. Dostluk, ticari bir sistem. Birinci derece sınır komşularımızla 7 trilyon dolarlık bir hacim, Avrupa’yı kattıktan sonra da 21 trilyon dolarlık hacim var. Türkiye’nin ekonomik merkez olma yolunda atacağımız adımlar var. Kavga etmek yerine dost edinmek üzere gideceğimiz bir yol.

“İYİ PARTİ, MAKULUN PARTİSİ”

Hz. Ömer halifeler içerisinde adaleti temsil eder, Hz. Ali mertliği, cesareti temsil eder. Böyle bir silsile var. Türkiye’de mertlik ve cesaret gitti, bir de adalet gitti. Bu durumu herkese hatırlatmak ve bu adalet yolundan ayrılmayacağımıza dair yemin ettik. Ömerleri arayan Erdoğan’ın iktidarında her birimizin yaşamadığı adaletsizlik kalmadı. İslami bir gönderme değildi bu herkesin kabul ettiği bir adalet çağrısıydı bu. Anadolu’yu geziyorum, AK Parti’ye oy vermiş insanlar ağlıyor. Bu kayırma liyakatsizlik, adam kayırma, şeffaflıktan uzaklaşma bunlara bir göndermeydi.

Biz makulun partisiyiz. Biz kendimizi milliyetçi, demokrat, kalkınmacı bir parti olarak tanımlıyoruz. Bunun ötesinde seçmenin veli nimet olacağı, rekabetin kutuplaştırma, insanları dövüştürme üzerinden değil hizmet üzerinden rekabet yapılması gerektiği, projeler üzerinden rekabet yapılması gerektiği, insanların dertlerinin çözümü üzerinden bir siyaset yapılması gerektiğini söylüyoruz. Bu makul olandır.

“MİLLET İTTİFAKI’NIN ADAYI 13. CUMHURBAŞKANI OLACAK”

Türkiye’nin önünü tıkayan kişi olmayacağım.’’ dedim. Ben hiçbir zaman aşırı sevinç, asabiyet, öfke üzerinden bir cümle kurmam. Siyaseti, milleti, insanları çok ciddiye alıyorum. Türkiye, Erdoğan’ın kişisel tercihleri üzerinden savrulmaktan bıktık. Cumhurbaşkanı adayı değilim, başbakan adayıyım dedim. Ben Meral Akşener olarak bu ucube sistemin kabul edildiği takdirde nelerle karışılacağımızı her yerde anlattım. Türkiye’nin, milletin gerçekten canı yanacaktı. Geldiğimiz nokta ortada. 21. yüzyıla uygun, adaletin, hukukun üstünlüğünün, korkmayan tarafsız bir yargının olduğu sistem olsun istiyoruz. ‘’Ben aday değilim.’’ diyerek mücadelemizin ne olduğunu ve hedefimizin ne olduğunu söyledim. Bizim adayımız 13. Cumhurbaşkanı olacak. Bu kişi yeni bir Erdoğan olmayacak. Parlamenter sisteme hızlı bir şekilde geçilecek.  Sistemde bir Cumhurbaşkanı olacak. Bir başkan yardımcısı olabilir. O da başbakan gibi çalışabilir. Seçilen Cumhurbaşkanı da tekrar seçilmesine gerek yok. Süresini tamamlayacak. Ben hüküm cümleleri söylemiyorum. Olabilecek doğru yolu söylüyorum. Seçilecek kişinin partisinden de istifa etmesi gerekiyor.

“SAYIN KILIÇDAROĞLU İKİ ARKADAŞTAN BİRİNİ GÖSTERDİĞİ HALDE BİZ HAYIR DEMEYİZ”

Ekrem İmamoğlu da Mansur Yavaş da Millet İttifakı’nın Belediye Başkanları. İki ismin de seçilmesi için gayret gösterdim. Sayın Kılıçdaroğlu iki arkadaştan birini aday gösterdiği hâlde biz hayır demeyiz. 63 ilin ilçelerinde insanlarla görüşüyorum. Muhalif seçmeni iki arkadaşımız üzerinden taraftarlaştırmaya döndü bu iş. Bunu yanlış buluyorum. Taraftarlaşan insanlar o insanların arkasında yürüyecek mi yürümeyecek mi diye bir endişem var. Tek ve ortak adayla gidilmesini de öneriyorum.  Sayın Kılıçdaroğlu döner de iki arkadaştan birini aday gösterirse hayır demeyiz.

“Türkiye’nin bu sistemden kurtulması gerekiyor”

İstanbul’u alınabileceğine kim inandı?  Tayyip Bey ‘vermez’ dendi. Canan Kaftancıoğlu ve Buğra Kavuncu üzerine düşeni yapmasaydı, ıslak imzalı tutanaklar alınmamış olsaydı gene yine İstanbul alınamazdı. Büyük pay Canan Kaftancıoğlu’nundu. Biz bu sistemin Türkiye’ye İYİ Parti olarak büyük zarar verdiğine inanıyoruz. Bizim önceliğimiz bu sistemi değiştirmektir. Bir devlet krizi, ciddiyet krizi var Türkiye’de. Bipolar bir dış politika anlayışının, şahsım meselesinin; adaletin zedelendiği, hukukun üstünlüğünün kavramsal olarak ortadan kalktığı, demokrasinin kavramı bulunmadığı büyük bir yoksullukla karşı karşıya kaldığımız; imkânları ve potansiyeli olan bir Türkiye’nin, 7 trilyon dolar sadece bu ekonomik coğrafyanın iç safhasından bahsediyorum ve yoksulluğa mahkûm edilmiş Türkiye’nin bu sistemden kurtulması gerekiyor. Benim ‘Cumhurbaşkanı adayı değilim’i bir de böyle değerlendirin.              

“EKONOMİNİN PATRONU GÜVENDİR”

Demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet güveni sağlar. Güven de ekonominin patronudur. Yerli yatırımcı için de yabancı yatırımcı için de bu lazım. Dakikada bir kafanıza göre vergi sistemi değiştirirseniz yatırım yapamazsınız. Ekonominin bu derece dibe vurmasının sebebi bu ucube sistem. Türkiye’nin potansiyeli var, imkânları var. Moral bozukluğunun önüne geçmemiz lazım. Türkiye’de israf, yolsuzluk, rüşvet, kayırmaca ve liyakatsizliğin getirdiği bir durum var. Kurumların çöktüğü bir durum var. Kurumları biz dışlayıcı kurumlar hâline döndürdük.

Ekonomiyi sonsuz yetkilerle düzeltemezsiniz. Önce kurumlarınızı düzelteceksiniz. Bunların tamamını hukukla, adaletle, demokrasiyle yapacaksınız. Güven vererek yapacaksınız. Siz aklı başında insansınız. Bu yetkilerle sizi oraya oturtalım. Siz bile kafayı yersiniz. Biz aynı manyaklığı yapamayız.

“27 YILLIK SİYASİ HAYATIMDA BÖYLESİNİ GÖRMEDİM”

Bugün çökülmedik kurum yok. Neler kirlendi? Kurumlar, vakıflar kirlendi. Beytülmal anlayışı kirlendi. Aktif siyasi hayatım 27 yıl. Ama ağabeyimden, hepsinin üzerinden baktığım zaman 16-17 yaşımdan beri siyaseti bir şekilde takip eden, gören, anlamaya çalışan bir insanım. Böyle bir şeye hiçbir zaman rastlamadım.

“BÜTÜN BUNLAR HIZLI DEĞİŞİR”

Mezun olan gençler ümitsiz. Hâlbuki üretime, istihdama, teknolojiye yatırım yapılmış olsaydı bambaşka bir Türkiye’yle karşı karşıya olacaktık. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, adalet sağlansaydı yerli ve yabancı yatırımcı yatırım yapmaya devam edecekti. Ama kesinlikle umutsuz olmaya gerek yok. Bütün bunlar çok hızlı değişir. Tamamen iradeyle alakalı bir şey.

“BİZ ÇOK ŞEYİ BAŞARACAĞIZ”

Biz seçmen oluşturan, genişlemeye yönelik imkânları olan; enerjik, rekabete uyum sağlayan bir siyasi organizasyonuz. Bizim melek yatırımcımız milletimiz. Biz bu enerjiyle yola devam ediyoruz. İYİ Parti, CHP’nin seçmenine odaklı değil.  Cumhur İttifakı’ndan kopan bir seçmen kitlesi var. Bu seçmen kitlesine biz yöneldik. Bu seçmenin bizi tercih etmesini sağlamaya çalışıyoruz. Biz çok şeyi başaracağız.

Faiz indirip doları yükselttiğiniz zaman ihracatla para kazanacağınızı düşünürsünüz. Fakat ihracatımızın önemli bir tarafı ithalata bağımlı olduğu için buradan bir kar elde etmek mümkün değil. Kur yükseldiği zaman ucuz işçilik öne çıkar hedefiniz Pakistan, Hindistan gibi yerler olur. Bu da size hiçbir şey katmaz. Doğru bir sistem kurduğunuz zaman hedefiniz katma değer üreten tarım da dâhil AB ülkelerini bile geçersiniz. Erken seçim olması gerektiğini söylüyoruz.

Hibya Haber Ajansı

Etiketler
Daha Fazla Göster

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı