Gündem

Çeviköz: “Bugün İstanbul Sözleşmesi’nden çıktığımız gün”

CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Ünal Çeviköz TBMM’de düzenlediği basın toplantısı ile Dış Politika gündemini değerlendirdi. CHP İstanbul Milletvekili ve TBMM Dışişleri Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Ünal Çeviköz’ün açıklamaları şöyle:  

“Bugün 1 Temmuz öncelikle Denizcilik ve Kabotaj Bayramınızı kutluyorum.

Bugün 1 Temmuz aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’nden çıktığımız gün.

İlk imzacısı olduğumuz, adına kendi şehrimizin adını verdiğimiz, yazımında katkımızın olduğu, BM’nin altın standart olarak adlandırdığı ve yaygın şekilde bir insan hakları belgesi olarak kabul gören İstanbul Sözleşmesi’nden ülkemizin çekilme kararı maalesef bugün yürürlüğe girdi. Bir Cumhurbaşkanı Kararı ile yapılan bu uygulama Anayasa’nın birçok hükmüne aykırı bir karardır. Anayasa’nın madde 90/son hükmü uyarınca böyle bir sözleşme ancak yasama yetkisini elinde bulunduran Meclis kararı ile feshedilebilir, Anayasa’nın 104. maddesi uyarınca yasama yetkisine ilişkin konularda ve temel hak ve özgürlükler hakkında Cumhurbaşkanlığı kararnamesi düzenlenemez.  Danıştay’ın 29 Haziran’da almış olduğu yürütmeyi durdurma isteminin reddedilmesine yönelik kararı da bu hukuksuzluğu perçinleyecek bir karardır. Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin eksiksiz ve etkin bir şekilde uygulanıp hayata geçirilmesi konusunun takipçisi olacağımızın altını çiziyorum. 

İstanbul Sözleşmesi hayat kurtarıcı bir belgedir, bu sözleşmeden Türkiye’nin çıkmasını istemek maalesef hepimizi derinden sarsan Elmalı hadisesinin ve yine bu konuda verilen toplum vicdanına sığmayan hukuki kararın toplumda yaygınlaşmasını bile bile kabul etmek demektir. Bir kez daha “İstanbul Sözleşmesi yaşatır!” diyor ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasının takibinde olacağımızı kamuoyuna buradan duyuruyoruz. 

Avrupa Birliği (AB) devlet ve hükümet başkanları, 24-25 Haziran’da Brüksel’de bir araya geldi. Zirve bildirisinde Türkiye ile ilişkiler başlığının altında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetleri, 18 Mart 2016 tarihli mülteci mutabakatının güncellenmesi, Kıbrıs ve Gümrük Birliği konularına yer verildi.

AB liderlerinin, AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin güncellenmesine yönelik yetkilendirme için teknik çalışmaların başlamasını not etmesini olumlu karşıladığımızın altını çizmek isterim. 

Kıbrıs ve Doğu Akdeniz konusunda daha önceki bildirilerde olduğu gibi Yunanistan ve GKRY’nin tezlerine yer verildiği görülmektedir. Söz konusu ifadeleri endişeyle karşıladığımızın altını çizmek istiyorum. 

Göç konusunun mali yaklaşıma indirgenmesi ise kabul edilecek bir durum değildir. İktidar bugün bu durumu yeni fark ederek karşı çıksa da, söz konusu durumun yerleşik bir hal almasının nedeni AKP’nin izlemiş olduğu politikalardır. İktidar, AB ile ilişkileri Geri Kabul Anlaşması ve 18 Mart Mutabakatı ile mülteciler üzerinden yürütülen bir sürece indirgemiştir.

AB tarafının pozitif gündem olarak adlandırılan soyut süreci artık somut adımların atıldığı bir sürece dönüştürmesi gerekmektedir. En kısa sürede hem 18 Mart Mutabakatı’nın güncellenmesi hem de Gümrük Birliği’nin güncellenmesi konusunda derhal somut adım atılmalıdır.  

3. Afganistan

Değerli Basın Mensupları, gündemimizdeki en önemli konulardan biri de Türkiye’nin Afganistan’da üstlenmek istediği Kabil Havaalanı’nın güvenliğinin sağlanması konusu.

Afganistan’da son olarak çok önemli iki gelişme yaşandı:

Afganistan’daki Amerikan güçlerinin komutanı Orgeneral Scott Miller düzenlediği basın toplantısında: “Şu anda güvenlik durumu iyi değil. Şu anki haliyle devam ederse, iç savaş kesinlikle gerçekleşebilecek bir ihtimal. Bu, dünyayı kaygılandırmalı” diye konuştu. Miller ayrıca, Taliban’ı ABD’yle varılan anlaşmada verdiği şiddeti azaltma taahhüdünü yerine getirmemekle suçladı.

Yine Afganistan’da, Taliban’ın Gazne kentinde kontrolü ele geçirmek amacıyla bir saldırı başlattığı belirtildi. Yerel yetkililerin Reuters’a verdiği bilgiye göre Taliban, başkent Kabil ile güneydeki Kandahar’ı bağlayan otobanın üzerindeki Gazne’de Afgan güvenlik güçleriyle çatışıyor.

Taliban’ın Türkiye konusundaki tavrı net. Taliban, Türkiye’nin Afganistan’da kalmasına karşı. ABD’nin önerisiyle Türkiye’nin ev sahipliğinde Nisan ayında yapılması öngörülen barış konferansı Taliban’ın tutumu nedeniyle ertelenmişti.

Taliban’ın Türkiye’nin görevlendirilmesine ilk tepkisi olumsuz oldu. Şöyle bir açıklama yaptılar: “Türkiye son 20 yılda NATO güçlerinin bir parçasıydı, bu nedenle ABD’yle 29 Şubat 2020’de imzaladığımız anlaşma uyarınca çekilmeliler. Diğer taraftan Türkiye büyük bir İslam ülkesi. Afganistan’la tarihi bağları var. Gelecekte yeni bir İslami hükümet kurulduğunda onlarla yakın ve iyi ilişkiler içinde olmayı umuyoruz.”

Taliban Afganistan’ın bir gerçeğidir. İleride kurulacak hükümette ve ilerideki Afganistan’da da mutlaka herhangi bir şekilde de olsa rolleri olacak. Bugünden Taliban ile bu şekilde karşı karşıya gelmek Türkiye ile Afganistan arasındaki köklü tarihi kardeşlik ilişkilerini zedeleyecektir.

Bu şartlar altında iktidar Mehmetçiklerimizi nasıl Afganistan’da tutmaya devam ediyor? 

Dün itibariyle Almanya da askerlerini çekti. Peki biz neyi bekliyoruz? Askerlerimizi ne zaman geri çağıracağız? 

İktidar çevrelerinde NATO güçlerinin çekilmesinin ardından askerlerimizin orada bulunmasını Türkiye’nin daha önce üstlendiği görevlerin devamı gibi göstermek isteyenler var. 

Ülkemizin daha önce Afganistan’da icra ettiği görev, silahlı kuvvetlerimizin barışı destekleme harekâtlarına katkıları arasında yer almaktadır. Türkiye’nin icra ettiği görevin kapsamı nettir ve söz konusu görev Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin kararları çerçevesinde, NATO tarafından üstlenilen yardımlarla ilgilidir. Artık görevin devam etmesinin zarureti ortadan kalkmıştır. 

Ocak ayında Afganistan ile ilgili tezkere görüşmelerinde de  “Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerinin çekilmesinden sonra NATO ve diğer ülkelerin Afganistan’da kalmaya devam etmeleri neredeyse imkânsız gibidir” diyerek tavrımızı daha o günden belirtmiştir.

Afganistan, Türkiye Büyük Millet Meclisini tanıyan ilk ülkelerden biridir. Cumhuriyet Halk Partisi, temelleri Mustafa Kemal Atatürk tarafından atılan Türkiye-Afganistan dostluğunun her zaman destekçisi olmuş, bu dostluğun bütün dönemlerde güçlenmesini ve 2 kardeş halkın dayanışmasının her koşulda sürmesini savunmuştur. Bu nedenle, kardeşliğin devam etmesi için de Türkiye’nin Afganistan’da muharip güç olarak bulunmaması gerekmektedir. 

Son olarak Libya konusuna da değinmek istiyorum.

Libya’da iç savaşın geleceğini belirleyecek Libya konferansı 23 Haziran’da Berlin’de gerçekleşti.

58 maddelik Berlin Bildirisi’nin 5. Maddesinde “Libya’daki tüm paralı milisler ve yabancı güçler ülkeden gecikme olmadan çekilmeli” deniyor. Bu maddeye sadece Türkiye çekince koydu.  İktidar ateşkes süreciyle birlikte Libya’da devre dışı kalmıştır.  Bu da iktidarın irrasyonel dış politikasının çöktüğünü ortaya koymaktadır.

Bu hamleyle yapmış olduğumuz Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanması ihtimali de boşa çıkmaktadır. Libya’nın istikrarının ve geleceğinin belirlendiği bu süreçte iktidarın yapmış olduğu hamle Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusunda aleyhine durum oluşmasına neden olmaktadır. İktidar meşru Temsilciler Meclisi ile hala bir temasta bulunmamıştır. 

CHP olarak, Türkiye’nin Birleşmiş Milletler öncülüğünde kolaylaştırılan siyasi sürecin bir parçası olması gerektiğini savunuyor ve BM tarafından meşru kabul edilen kanatlarla diyalog kanallarının açık tutulması gerektiğinin altını çiziyoruz.”  

Hibya Haber Ajansı

Etiketler
Daha Fazla Göster

Berkan Yıldırım

1992 doğumlu. Eskişehir Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümü 3. sınıf öğrencisi. 2 yıldır çeşitli dergilerde editörlük görevi yapmaktadır. En büyük hayali ulusal bir gazetede editörlük görevine devam etmek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı